Devran Dönsün Artık

IMF Başkanı Lagarde dünya genelinde ekonomik bir fırtınaya hazırlıklı olmak gerektiğini söyledi. Ticari gerginliğe ve ek gümrük vergilerine, finansal sıkılaşmaya, Brexit belirsizliğine ve Çin ekonomisindeki gerilime dikkat çekti.

İçinde olduğumuz savaşın, mali boyutu ön planda ama aslında psikolojik, toplumsal ve biyolojik boyutu da perde arkasında devam ediyor. Batı toplumlarında ilk örneğini Paris’te gördüğümüz sarı yelekliler bakalım bundan sonra hangi şehirlerde ortaya çıkacak.

Amerika, toplumsal olarak çok şiddetli çatışmaların eşiğinde. Meksika Duvarı ile aşağılanan Latinlerden sonra son günlerde sanki Siyahiler sokaklara dökülmeye çalışılıyor. Amerikan yönetimi, yıllardır ülkeleri bölerek yönetti veya yönetmeye çalıştı. İş birliği yapmayan iktidarlara karşı çeşitli provokasyonlarla insanları sokaklara döktü. Bakalım şimdi benzer bir saldırıya uğradıklarında, sokaklarda çatışmalar çıkmasını engelleyebilecekler mi? Sosyal medyadan takip ettiğim kadarıyla çok güçlü yalan haber bombardımanı altındalar. Tahminim Rusya ve Çin’in bu işin arkasında olduğu yönünde. Sağ olsun Trump da ateşe benzin dökmekte çok usta gerçi şu sıralar durumun ciddiyetine varıp biraz daha temkinli davranıyor.

Trump görevden alınırsa veya başına bir iş gelirse sempatizanlarını kimse tutamaz. Başına bir şey gelmez ve makamında oturmaya devam ederse sistem bunu kaldıramaz. Anlayacağınız her durumda gelecek pek parlak görünmüyor.

Bizim iş adamları, ekonomistler dışında tüm dünya piyasaları, devletleri sanki doların çöküşüne hazırlanıyor. Yerliler seçimden sonra dolar çok değerlenecek diye naralar atarken yılbaşından beri hisse senedi ve tahvil piyasasına çok ciddi bir yabancı girişi var. Yabancılar tarım arazilerimizi topluyor. Türk lirası 2013’den beri açık ara en fazla değer kaybeden para birimi ama bizimkiler daha da daha da düşecek diyor da başka bir şey demiyor. Kimileri parası varken borcunu ödemiyor, seçimden sonra yükselecek diye dolar alıyor, yükseldikten sonra satar borcumu öyle öderim diyor. Yabancı yatırımcı tam tersi, nedense parasını bugün Türk lirasına çevirip Türk varlıklarına yatırım yapıyor. Bizimkiler neyi gözden kaçırıyor derseniz başlarını kuma gömmüşler, dünyada olup bitenleri takip etmiyorlar.

Marco Polo’nun Eski İpek Yolu Haritası

Ekonomi hızla Batı’dan Doğu’ya kayıyor. Modern Çağ’ın İpek Yolu adım adım hayata geçiyor. Elbette mevcut düzen çökerken büyük fırtınalar kopacak, toz dumana karışacak. Yeni düzen kurulurken kapışmalar olacak ama nihayetinde daha adil bir dünya için Doğu bir şekilde uzlaşarak ayağa kalkmak zorunda.

Küresel Eşitsizlik Raporu’na göre, 2018’de bir önceki yıla göre dünyanın en fakir kesimi olan 3.8 milyar kişinin toplam serveti yüzde 11 azalırken milyarderlerin toplam serveti 900 milyar dolar arttı. Sadece bir yılda… Tek başına bu rapor bile devran dönsün demiyor mu?

Amerikan Baharı mı Geliyor

Amerika ve takipçileri bu sefer gerçekten sınırı aştı. Venezuela’da seçilmiş başkanın yerine muhalefet liderini tanıyorum deme cüretini gösterdiler. Dünya üzerinde hangi aklı başında devlet başkanı böyle bir durum karşısında elini kolunu bağlayıp oturur. Acilen birşey yapmazsa bilir ki bir gün sıra kendisine de gelir. Anlaşılan o ki Venezuela bardağı taşıran son damla olacak.

Şu an Trump ve ekibinin gözü hiçbir şeyi görmeyecek kadar dönmüş durumda. Amerikan kamuoyu, başkanını demokrasiden uzaklaşmış, sadece kafasındaki sonuca odaklanan bir diktatör olarak görüyor. Halkın güvendiği eski devlet adamları Trump’dan acilen kurtulmak gerektiğini söyleyen açıklamalar yapıyor. Meksika duvarına onay vermeyen senatoyu kapalı tutarak birçok hizmeti durdurmuş durumda. 800.000 kamu çalışanına bir aydır maaş ödenmiyor. Amerika’da maaşlar haftalık ve iki haftalık ödendiği için en temel ihtiyaçlarını karşılayamayan ailelerin görüntüleri sosyal medyada dolaşmaya başladı bile. Üstelik bir yandan da oğul Trump bu çalışanların bir kısmının işten çıkarılması gerektiğini söylüyor. Tahrik üstüne tahrik anlayacağınız.

Tüm azınlıkları çıldırtmış, kadınları aşağılamış, demokratları karşısına almış çılgın bir adam. Bu adama delicesine bağlı yobaz Evangelistler. Amerika hiç bu kadar kamplaşmamış ve hiç bu kadar provokasyona açık hale gelmemişti. Herkes affetse Rusya, Çin affeder mi?

Sean Pean, Tahrir Meydanı’nda olduğu gibi elinde bayrak Time Square’e çıkar mı?

T

Değişimin Eşiğinde

Bu bloğu tarihe not düşmek için açtım. Son üç, dört aydır gelişmeler o kadar hızlandı ki… Merkel siyaseti bırakacağını açıkladı. Rusya-Ukrayna gerildi. Macron’un “Avrupa ordusu kuralım” demesine Trump çok kızdı ve Paris’i sarı yelekliler sardı. G20 görüşmeleri devam ederken Huawei CFO’su Kanada’da rehin tutuldu.

Dünyanın en güçlü makamında oturan adam, geçen hafta bizi ekonomik olarak dağıtacağına dair tehditler savurdu. Eskiden olsa borsa çöker, döviz alıp başını giderdi. Amerika’nın bu kadar kısa bir zamanda düştüğü hal içler acısı.

Trump aynı anda hem içerde hem dışarda bütün cephelere saldırıyor. Ağzına ne gelirse konuşmaktan, kafasına estiği gibi tweet atmaktan sakınmıyor. İçerde tüm azınlıkları, liberalleri karşısına aldı.

Meksika sınırına dikmekte kararlı olduğu Duvar için Senato’dan finansman onayını alamayınca işi inada bindirdi. Federal hükümet neredeyse bir aydır kapalı ve 800.000 çalışan bir aydır maaş alamıyor. Morgage ödemelerini yapamadıkları zaman işin ucu bankalara da dokunmaya başlayacak. Üstüne üstlük Trump’ın oğlunun gerginliği tırmandıracak tweetleri, gerilen toplumu zıvanadan çıkartmak üzere.

Açıkçası bizim Gezi olayları gibi bir olay Amerikan topraklarında yaşansa bizim kadar ucuz atlatabileceklerini hiç sanmıyorum. Tüm evler cephanelik…

Üstelik Trump, para babalarını uykularından edecek kadar Fed ile kapışıyor. Biz de çoğunluk zannediyor ki Fed bizimki gibi bir resmi kuruluş. Oysa dünyanın en zengin ailelerinin mülkiyetinde. 1971’den beri dolar altına değil sadece güvene dayalı olarak, işte bu özel banka tarafından basılıyor. Yaratılan balonun büyüklüğü düşünülünce patladığında olacaklardan korkmak lazım.

Küçükken oynadığımız sandalye kapmaca oyunu vardı. Kişi sayısından bir az sandalyeleri dizer; müzik çalarken sandalyenin etrafında dönerdik. Müzik susunca sandalyelerden birine oturamayıp ayakta kalan elenirdi ta ki tek sandalye ve iki kişi kalıncaya kadar. Son turda kim sandalyeyi kaparsa oyunun galibi olurdu. Şu an sanki ortada 3 sandalye ve müzik sustuğunda içlerinden birine oturmaya çalışan 30 kişi var. Bakalım müzik sustuğunda neler olacak?

Açıkçası doların yükseleceğini düşünen herkesin tersine doların sadece TL karşısında değil tüm para birimlerine karşı çökeceğini savunuyorum. Tüm dünya çökecek doların yerine kullanılacak yeni kripto para sistemlerinin alt yapısını, borsasını, takasbankını kuruyor, personel yetiştiriyor.

Değişimler bir anda olur ve dünyanın kanunu eden bulur. Biz kendi kısır gündemimize o kadar dalmış durumdayız ki gelen büyük dalgayı fark eden çok az maalesef. Neyse ki hükümet farkında ve dövize dayalı tahvil çıkararak borçlanma yoluna gidiyor.