Kurtlar Puslu Havayı Sever

Bu blogda olmasını beklediklerimi yazıyorum. Sistemin bu kadar dayanması gerçekten beni şaşırtıyor. Tüm kolonlar sallanıyor, duvarlar patlıyor ama mevcut yapılar hala ayakta durmak için son bir gayretle direniyor ancak artık çok geç. Belki iki bin sonrası, gerçeklerle yüzleşip daha adil bir dünya için eksikleri tespit etseler ve iyileştirici adımlar atsalardı geçiş daha yumuşak olabilirdi ama artık bu tren kaçtı.

Hatırlar mısın küçükken bir oyun oynardık? Ortaya sandalyeler dizilir ve biz müzik eşliğinde dans ederek etrafında dönerdik. Sonra her turda müzik çalarken ortadan bir sandalye kaldırılır, müzik sustuğunda oturacak sandalye bulamayan elenirdi. Oyun en son iki kişi ve bir sandalye kalana kadar devam eder ve o son sandalyeye oturan galip sayılırdı.

Şu anki oyunda bir süredir müzik hiç susmadan devam ediyor. Oyuncular, devletler, şirketler dönerek dans ederken tüm sandalyeler tek tek kaldırıldı. Kimi oyuncular durumun farkında ve kendilerine oturacak başka bir yer arıyorlar, derme çatma da olsa sandalyeler yapıyorlar. Bazıları ise dansa o kadar kaptırmış ki kendini… Orkestra sustuğunda, bakalım neler olacak?

Nuh Tufanı bu sefer ekonomik ve siyasi bir kriz olarak geliyor olabilir. Ermenistan ve Azerbaycan benzeri yıllardır donmuş gibi duran çatışmalar birbiri ardına tetiklenebilir. Dünyayı yöneten kodamanlar kendi başlarının derdine düşmüşken aynı anda belki ittifaklar halinde ve birbirinden haberli çatışmalar, savaşlar silsilesine şahit olabiliriz. Bu toz dumandan faydalananlar da olacaktır muhakkak.

Atatürk’ün, 2023 yılında Türk Devletleri’nin birlik olması yönünde vasiyeti olduğu bir şehir efsanesi mi yoksa doğruluk payı var mı? Azerbaycan’ın hakkını arama zamanlamasıyla Kuzey Kıbrıs’ın kırk altı yıl sonra Maraş’ı açması tesadüf mü? Bakalım eskilerin dediği gibi kurtlar gerçekten puslu havayı sever mi?