Birliğimiz Kutlu Olsun

“Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur!”

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Gençliğe Hitabı’nda bahsedilen kan, ırkçılıktan çok farklı bir gerçeğe işaret eder. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, derin okumaları ve hayat tecrübesi ile insanlığın potansiyeli üzerine müthiş sezgileri olan bir şahsiyet. Dna’nın görevinin, işleyiş mekanizmasının farkında; bizzat Dna açılımlarını tecrübe ettiği anlaşılıyor.

İnsanlık yeni bir döneme geçiş yaparken eskinin baş aktörleri zorla tutunmaya çalışıyor ama nafile:) Toplumları bölerek, korkutarak en temel haklarımızı gasp etmeye çalışanların maskeleri tek tek düşüyor.

İçinizi ferah tutun. Her ne olursa olsun Anadolu en güvenli yerlerden biri. Dna’mızda bu toprakların kadim hafızası mevcut.

İşte tam da bu yeni dönemde adil, insan olmaya yakışır bir yönetim için birlik olma, konuşma, düşünme, plan yapma ve kamuoyu oluşturmaya ihtiyacımız var. Hep beraber toplumsal yaşayış kılavuzlarını hazırlama zamanı geldi.

Bazılarımızın görevi başladı. Kimimiz yanlışlara dikkat çekiyoruz kimimiz yeni bakış açıları getiriyoruz. Kısaca bir yandan zararlı ve toplanması gereken otları işaret ediyor bir yandan yeni tohumlar ekiyoruz.

Bazılarımız henüz bekleme halinde ve neyi beklediğini tam olarak bilememenin gerginliği içinde. Bu durumda yapılacak en sağlıklı şey gevşemek. Bilinç üstüne çıkmak isteyen bilgi, kendisini en rahat gevşemiş bir bedende ifade eder. İçinizde böyle bir his taşıyorsanız gevşemenin yollarını arayın.

Dna kodları açılmaya niyet ettiyse önünde hiçbir güç duramaz. Gergin bir beden, bu açılışı travmatik hale getirir. Nefesle, yürüyüşle, namazla, tefekkürle, doğayla, meditasyonla ya da sizi her ne gevşetiyorsa…

Bireyler gevşedikçe toplumsal gerginlikler de azalıyor ve birbirimize güvendikçe ilerleyiş kolaylaşıyor.

Uyanışımız, birliğimiz yani Dna açılımımız kutlu, mutlu olsun :))

Temkinli Gayret Zamanı

Dünya üzerindeki mevcut kurumların tıkandığı artık çok net görünüyor. Beklenen çöküş süreci ister kasıtlı olsun ister doğal hızlandı.

Burada kim ne yaptı, bedel ödetelim derdine düşmeden önce yapılması gereken acil işler var.

Tarihi iyi okuyunca anlaşılan ilk şey şu:

Zor dönemlerden işbirliği yapanlar, yardımlaşmayı ve paylaşmayı becerenler güçlenerek çıkıyor. Bu açıdan bakınca dünyanın doğusu batısından daha avantajlı gibi görünse de kim uyanan insanlığa karşı baskı uygulamaya kalkarsa bedelini ağır ödeyecek.

Batı halkları bakalım bu kışı nasıl atlatacak? Uzun zamandır refah ekonomisine alışmışlardı. Yorganı ayaklarına göre çekmeye alışabilecekler mi? Yoksa ilkel korkularının bir yansıması olan ırkçılığa gene mi teslim olacaklar?

Açıkçası İngiltere dünya tarihine enteresan bir örnek olarak geçecekmiş gibi duruyor. Dünyayı sömüren bu zihniyet batan Avrupa gemisinden çok hızlı bir şekilde çıktı. Görünen o ki ABD ile bağları koparmaktan da kaçınmayacak. Uzaklarla ittifak yapma peşinde olsa da coğrafi gerçeklerle karşılaşmaya başladı bile. Hiç bilinmez belki kafalarında yeni, uzak coğrafyalara yerleşmek bile olabilir. Siz onların yerinde olsanız iklim krizinin içinde güvenli liman olarak nereyi veya nereleri seçerdiniz?

Ülkece çok daha temkinli olmamız gerekiyor. Hem içerde yeniden tesis edilmesi gereken bir cumhuriyete sahibiz hem de coğrafi açıdan güvenli bir geçiş noktası olarak görünen Anadolu’ya göz dikenler var.

Bugün kadın, erkek vicdanı ve aklı olan hepimizin, bizi ayrıştıran kalıplardan kurtulup bir araya gelmesinin zamanı!